Mevsim yaza dönerken artık herkesi bir zayıflama telaşı almaya başladı. Türlü türlü diyetler, çaylar, haplar ve tabiî ki  vaat edilen yüksek kilo kayıpları. Hepsi bir illüzyon yaratmanın peşinde. Sizi yok etmek!  Aslında şaka değil bu bir gerçek. Kısa sürede hızlı kilo vermeyi vaat eden bu uygulamalar sizleri sağlığından edecek noktalara kadar getirebiliyor. Bu uygulamaların en büyük yan etkileri de yüksek oranda vücut kas ve su kitlesini azaltma yönünde oluyor. Bilimsel olarak haftada 0,5-1 kg ağırlık kaybının istenen bir durum olduğu düşünülürse ayda 10 kilo kaybettirmeyi hedefleyen bu uygulamaların hasarlarını tahmin etmek zor olmasa gerek.  Şimdi tek tek şuan popüler olan diyetlere ve zararlarına kısaca bir göz atalım.

Çok düşük kalorili diyetler… vücudun biyokimyasal dengesini bozarak, keton cisimciği denen maddelerin artışına neden olurken, ciddi vitamin mineral yetersizlikleri ve bunların neden olduğu hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Aynı zamanda hızlı kilo kaybı ile doku yağları aynı hızla kana geçmekte ve kan kolesterol seviyesi yükselebilmektedir. Biliyoruz ki metabolizma dediğimiz kavram özellikle vücut kas kitlesi ile doğru orantılıdır. Çok düşük kalorili diyetlerde kas kitlesindeki anormal kayıplar metabolizma hızını da oldukça azaltmaktadır. Ayrıca çok hızla kaybedilen kilolar azalan metabolik hız nedeniyle aynı hızla geri gelmekte ve bireylerde zayıflayabileceğine olan  inancı yok etmektedir.

Yüksek proteinli diyetler… hayvansal kaynaklardan sağladığımız proteinlerin diyetlerde arttırılmasının en büyük riski doymuş yağ tüketiminin de otomatikman artmasıdır. Biliyoruz ki hayvansal gıdalar kolesterol bakımından zengindirler, buların uzun vadelerdeki kullanımı kan yağlarında artışa sebebiyet vermekte ve kardiyo vasküler riskleri arttırmaktadır.  Protein diyetlerinin en büyük yan etkileri özellikle böbreklerimizde oluşmaktadır. Yüksek protein tüketimi sonrası böbreklerimizin glomerüler filtrasyon hızı oldukça artmaktadır. Gün boyu ve sürekli böyle devam eden bir süreç böbreklerin yorulmasına ve proteinlerin atık ürünleri nin  böbrek fonksiyonlarına zarar vermesine neden olmaktadır. Bu diyetlerin neden olduğu diğer bir sorunsa kabızlıktır. Düşük posa alımına neden olan bu diyetler barsak kanserinin de gelişmesini tetiklemektedir.

Sıfır yağlı diyetler… şişmanlığın en büyük suçlusu olan yağın, aslında vücut için gerekli ve önemli birçok görevi vardır. Özellikle yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E,K) emilimi için  gerekli olan yağı beslenmemizde belli miktarda almak zorundayız. Aksi takdirde bu vitaminlerin eksikliği ve bu eksikliklerin yan etkileri görülebilmektedir. Ayrıca düşük yağ alımı bağırsakların çalışmasında olumsuzluklara neden olduğundan kabızlığa davetiye çıkarmaktadır.

Aslında tüm buları gözden geçirdiğimizde sağlıklı bir zayıflama diyetinin birçok besin öğesini içermesi gerekliliği karşımıza çıkmaktadır. Vücudumuzun çalışmasının birçok makro ve mikro besin öğesinin belirli bir düzeyde alınması ile gerçekleştiği görülmektedir.  Amaç zayıflarken sağlığı da zayıflatmak olmamalıdır. Kalıcı ve sağlıklı kilo vermek için dengeli beslenme listeleri ve spor sizin için yeterli olacaktır.